Eko Çalışmalar

 

 

OKULUMUZDA ENDEMİK VE NESLİ TÜKENMEK ÜZERE OLAN    ÜMRANİYE ÇİĞDEMİNİ YETİŞTİRME VE KORUMA ALTINA ALMA PROJESİ

 

ÖZEL SEZİN İLKÖĞRETİM OKULU

 

Crocus pestalozzae (Ümraniye çiğdemi); Türkiye’ye endemik küçük çiçekli bir çiğdem türüdür. Erken ilkbaharda bembeyaz çiçekleriyle İstanbul'un nemli fundalıkları içinde meralar ve kayalıklarda çiçek açar. Ümraniye çiğdeminin en büyük ve önemli popülasyonları İstanbul’da Maltepe-Ömerli-Pendik üçgeni içinde yetişir.Türkiye’nin Kırmızı Kitabında VU: zarar görebilir şeklinde sınıflanmıştır.

 

Dünyada sadece İstanbul’ un Anadolu Yakasında, özellikle de Ümraniye Bölgesinde yetişen Ümraniye Çiğdemi, doğal yaşam alanlarının hızlı kentleşme yüzünden tahrip edilmesi sonucu yok olma tehlikesi ile karşı karşıyadır.

 

Bütün bu bilgiler ışığında Ümraniye ilçesinde bulunan okulumuzda bu bitkiyi koruma altına almaya karar verdik. Bu amaçla Ümraniye Belediyesinden ve TEMA vakfından bilgiler aldık. Soğanların hızlı yapılaşma nedeniyle hafriyat çıkarılırken büyük zarar gördüğünü öğrendik. Şile yolu üzerinde bulunabileceği bilgisini aldık. Bütün 3. sınıf öğrencilerimiz dört yandan soğanları araştırmaya başladı ve 23 Kasım 2007’de soğanlara ulaşıldı. Soğanları saksılarda ve 8 cm. derine ekmemiz gerektiği bilgisini Nezahat Gökyiğit Botanik Parkındaki yetkililerden öğrenmiştik. Aralık ayında ekimleri öğrenciler tarafından yapıldı ve gerktiği gibi sulanmaya başlandı.

 

Soğanlarımız ekildikten sonra bir proje planı ile Ümraniye Çiğdemi konusunu derslere uygulanmaya başlandı. Türkçe dersinde Ümraniye Çiğdemi konulu hikayeler yazıldı. Matematik dersinde örüntüler yapıldı. Müzik dersinde öğrenciler sözlerini yazarak bir şarkı bestelediler ve resim dersinde vitray çalışması yapıldı. Bu arada çiğdemler filiz verdiler ve Mart – Nisan ayında çiçek vermesi bekleniyor.

 

Dünyada birkaç adet kalmış soğanları elimizde tutmanın, ilk yapraklarını verdiğini görmenin mutluluğu sözlerle anlatılamaz.

 

(SEV okullarındaki konferansında bize yol gösteren ODTÜ Geliştirme Vakfı Okullarından Melda Erceiş’ e teşekkürler. ) 

 

OKUL BAHÇESİNDE ENDEMİK VE NESLİ TEHDİT ALTINDA BİR TÜR OLAN YANARDÖNER BİTKİSİNİ YETİŞTİRME PROJESİ

ODTÜ Geliştirme Vakfı Özel İlköğretim Okulu

Anadolu toprakları çok özel bir coğrafyaya sahiptir. Bu coğrafya’da başka hiçbir yerde yetişmeyen pek çok özel tür bitki ve hayvan yaşamaktadır. Bu özel bitkilerden bir olan yanardöner bitkisi aynı zamanda nesli tehdit altında olan bir step bitkisidir.

YANARDÖNER NEDİR? ÖNEMİ VE KORUNMASI

Centaurea Tchihatcheffii türü, yerel ismiyle yanardöner çiçeği Türkiye’ye özgü bir bitki olup sadece Ankara ilinde, Gölbaşı’nın batı kıyılarında, 1km² alan içinde yetişmektedir. Step bitkilerinin onları baskılaması sebebiyle özel koruma alanları isteyen, son derece nadir, gösterişli, güzel bir türdür.
Yanardöner türü IUCN (Dünya Doğayı Koruma Birliği) kriterlerine göre nesli tehlike altında, Bern Sözleşmesi’ne (Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarının Korunması Sözleşmesi) göre de kesin korunan bitki türleri listesinde yer almaktadır. 
Bitkimiz, Papatyagiller familyasından, peygamber çiçeği (centaurea) cinsinden bir bitkidir. Tek yıllık otsu bir bitkidir. Çiçekleri mor, kırmızı ve pembe renkli olup yapraklarının ışığı yansıtma özelliklerinden dolayı renkler janjanlıdır, yanardönerdir.

Yanardönerler, yapraklarının ondüleli oluşu, ışığı yansıtma özelliği vb. kendine özgü özellikler taşırlar. Bitki civar köylerde “kara donlu” olarak da tanınmaktadır.

YANARDÖNER PROJEMİZ

1996 yılından beri, “Eko Okul” sıfatı taşıyan bir okul olarak ODTÜ GV Özel İlköğretim Okulu, 2004- 2005 eğitim öğretim yılına ait çalışma planlarını, biyolojik çeşitlilik ana temasında “bitkiler” başlığı ile sınırladı. Bu kapsamda yapılan çalışmalardan biri de okul bahçemizde yanardöner bitkisini yetiştirme projesiydi. ODTÜ Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümünden 200 adet yanardöner tohumu (1 yemek kaşığını dolduracak hacimde) koordinatör öğretmene teslim edildi ve bu tohumların ekilebileceği en doğru alan yine onlar tarafından belirlendi. (Bitkiler: rüzgârın dövdüğü, güneşin kavurduğu, kuytu ve korunaklı olmayan, çimen ekilmemiş tarlalar istemektedir.) Belirlenen toprak dört parsele ayrıldı.
09.12.2004’de ODTÜ GV Ankara Okulları Genel Müdürümüz ve Eko Tim üyesi öğrencilerimiz; 15.12.2004’de Okul Müdürümüz ve Fen Kulübü öğrencilerimiz tohumları kendilerine ayrılan ikişer parsele ektiler. Yanardönerler, ilk kez 11 Mart 2005 tarihinde topraktan çıkarken tespit edildiler.
21 Nisan 2005: Yanardönerlerimizin büyümeye başlayınca yapraklarının aldığı biçimi görerek öğrendik. Etraflarında mücadele ettikleri özellikle ince yapraklı bitkileri ayırarak ferahlattık.  Renkli elektrik telleri ile çevirerek yerlerini işaretledik.
Bitkinin öğrenciler tarafından kolayca incelenebilecek ve her hafta ölçülebilecek olan özellikleri öğrenilerek koordinatör öğretmen tarafından bir gözlem cetveli oluşturuldu. Bu cetvellerle parsellenen alanlarda gözlemler başladı. Öğrenciler parsellere “kristal tepe”, “kırmızı kristal”, “eko cennet”, “yeşil alev” adlarını koydular. Böylece tanımlı bir parsel üzerine konuşmak kolaylaştı.
Her öğrenci seçtiği parseli genel olarak incelemeye başladı. Öğrencilerden parsel içinde seçtiği ve isim verdiği, en küçük ve en büyük olmak üzere iki bitkinin yaprak, tomurcuk ve çiçeklerini, nitelik ve nicelik açısından gözleyerek cetvellerine işlemesi de istendi.

Mayıs 2005 tarihi itibariyle bahçemizde 30 kök bitkimiz var. Şimdi bize öğretildiği şekilde tohumlarını alıyor ve onları uygun saklama koşullarında gelecek yıl toprağa ekilmek üzere muhafaza ediyoruz. Gelecek yıl bu tohumları parsel sayısını altıya çıkardığımız, etrafını çevirerek bir bahçeye dönüştürdüğümüz alanımıza tekrar ekecek; Fen Bilgisi öğretmenleri ve öğrencilerimizle deneysel çalışmalar yapacağız.

 

GÜNEŞ ENERJİSİ İLE TARLA SULAMA PROJESİ

İlker Cankat GÖDEKOĞLU –Reha Necla Midilli İlköğretim Okulu (Foça –İZMİR)

Güneş en büyük, tükenmez, temiz ve ucuz (bedava) enerji kaynağımızdır. Ülkemiz de, konumu itibariyle (36-42 kuzey paralelleri), bu bakımdan dünyanın en şanslı ülkelerinden biridir.
Yaklaşık 25 yıldan beri ülkemizde güneş enerjisi sıcak su elde etmek için kullanılıyor olsa bile, bu kullanım çok azdır.

Kullanmakta olduğumuz fosil yakıtlar, petrol, kömür, odun, vs. çıkarmakta oldukları karbondioksit ile bilindiği gibi sera etkisine neden olmakta ve güzelim dünyamızın gittikçe ısınmasına çölleşmesine sebep olmaktadır. Ben de, okulumuzun çevre kolunda olan öğrencilerden biri olarak, uzun zamandır güneş gibi çevreci bir enerji kaynağının neden kullanılmadığını ve başka şekillerde nasıl kullanılabileceğini düşünüyordum. Bir gün öğle zamanı uydu antenimizin LNB denilen alıcısına dokununca elim yandı. Alıcı çok ısınmıştı. İnceleyince, güneşten gelen ışınların odaklanıp bu bölgeyi çok ısıttığını gördüm. Babamdan izin alıp kullanmadığımız uydu anten çanağını metalik sprey boya ile boyadım. Yüzey ayna gibi parlak oldu ve odaktaki ısınma suyu kaynatabilecek kadar çok arttı. Odak noktasına küçük bir krom nikel kutu koydum ve buhar kazanı olarak kullandım. Çıkan buhar ile bir pistonu ileri geri çalıştırdım. Pistonun ucuna bağladığım ikinci bir pistonu tulumba olarak kullandım ve suyu çekip pompalamayı başardım.Güneş enerjisi ile çalışan tulumbam çalışmıştı. Fakat birkaç dakika sonra durdu. Dünya Güneş etrafında döndüğü için birkaç dakika sonra buhar kazanı odaktan çıkmıştı. Devamlı güneş açısına göre anteni ayarlamak gerekiyordu. Bu çok büyük bir problemdi ve nasıl çözeceğimi çok düşündüm. Bir gün, babamın arkadaşı Mert Amcalara gittik. Onların uydu anteni uyduya göre hareket ediyordu. Neden benim antenim de güneşe göre hareket etmesin diye düşündüm. Babamla beraber rotorlu anten mekanizmasını beraber inceledik. Benzer sistemi benim çanak antene uyguladık, güneşe göre ayarlarını yaptık ve neticeyi aldık.